Yapınız için yapı ağırlığına, türüne, deprem bölgesine ve zemin türüne bağlı olarak deprem yükünü hesapladınız ve örneğin 700 ton buldunuz. Taşıcı sisteminizin türüne bağlı olarak da deprem yükü azaltma katsayısının 7 olmasına karar verdiniz ve 700 / 7 = 100 diyerek binanıza etkiyen deprem yükünü 100 ton olarak dikkate alarak deprem hesaplarınızı yaptınız. İyi ama neden 700 ton olması gereken deprem yükünü 100 ton olarak kabul ettiniz?
- İzostatik sistemlerde (statik bakımdan belirli, sadece denge denklemleri ile çözülebilen sistemler) taşıyıcı sistemde sadece bir kesitin güç tükenmesine gelmesi ile tüm sistem güç tükenmesine gelir. Oysa tasarlamakta olduğumuz yapılar hiperstatik sistemlerdir ve hiperstatiklik derecesi arttıkça, ilk kesitin kapasiteye erişmesine sebep olan yük değeri ile sistemin kapasiteye erişmesine sebep olan yük değerlerinin arası açılır.
- Deprem sırasında yapıda deprem etkisi ilerledikçe, yapı hasar görerek yumuşaklaşır ve daha kolay şekil değiştirebilir duruma gelir. Bu durumda daha kolay şekil değiştiren sistemin periyodu azalır ve üzerine gelen deprem etkisi azalır.

İşte bu sebeplerden dolayı yapınızı tasarlarken 700 tonluk bir deprem yükünü esas almanıza gerek yoktur. Yapınızın bir kirişi ya da bir kolonu yük taşıyamaz hale geldiğinde hemen yapınız göçmeyecektir. Hiperstatik bir sistem olarak, göçmesine yetecek kadar elemanı yük taşıyamaz hale gelinceye kadar deprem yüklerine karşı savaşmaya devam edecektir. Ve bu savaş esnasında yapı elemanlarında hasarlar oluştukça yapı rijitliği azalacak ve yapı periyodu artacaktır. Yani daha kolay şekil değiştirebilen ve daha kolay yanal deplasman yapan bir hale gelecektir. Yapılan bu deplasmanlar ise yapıya gelen deprem yüklerinin bir kısmının boşalarak sönemlenmesine sebep olacak ve yapının baş etmesi gereken deprem yükleri azalacaktır. İşte biz deprem yükünü, deprem yükü azaltma katsayısına bölerek bu hususları hesaplarımızda dikkate almış oluyoruz.